Peyami Sefa Sözleri

Yazar: - Kategori:
Yayın Tarihi: - 18:30

Peyami Sefa Sözleri

Mahzun gönül! Sükût et! Güneş bulutlar ardında neşr-i envar eder. Şikayeti bırak! Senin bahtın da herkesin.

Dünyanın bütün tavanlarına lanet olsun. Arka üstü yatmaktan usandım.

Alakalarımızın yüz bin şekline isim bulamıyoruz ‘sevmek’ deyip çıkıyoruz. Onun için ne kadar suistimale.

Bazen kalabalıkların ortasında, tek başına kaldığımız vakitlerden daha fazla yalnız değil miyiz? Öyle zamanlarda.

Bir insanı tamamıyla tanımak için bazen asırlar bile yetişmez; kafi derecede tanımak içinse bazen bir an bile.

Kendi kendini aldatmak, başkalarını kanıdırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye.

Kalbin tüm meseleleri yalnız kalpte halledilir. Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir.

Kitap..Nasıl diyeyim… İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız.

Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır hatta yıldızlar.

Batıda hükümet sansürü yerine seviye sansürü vardır. Bu seviyenin olmadığı memleketlerde kanun düşünceyi.

Beni anlayacağı gün gelip çattığı zaman, korkarım ki iş işten geçmiş olacak. Tecrübeden sonraki idrâk.

Evet, canı sıkılanlar sevmeyenlerdir. Çalışmak! Evet, ruhumuzda çalışır; aşk… Ruhumuzun meşgalesidir.

Felaketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir, fakat annelerle değil, annelerle değil. Annelere anlatılan.

Fakat dostum insanın ruhu yazı tahtası değildir ki üstündekileri sildikten sonra yenilerini yazmak mümkün.

Ya hep, ya hiç Belki… Fakat bazen orta da iyidir, yerine göre. Ben hem münferit, hem mutedil olmak.

Sürüklenirsek hiçiz,dayanırsak varız.Çünkü saman çöpü değiliz.

Gerçek aşk sevgilinin bütün kusurlarını görür ve sever.. Aşk inanmanın şiiridir. Aşk şüphe etmez.

Septisemi,verem,kanser,bunlar hep boş lakırdıdır.İnsanı yalnız bir illet öldürür : Sıkıntı.

Büyük bir hastalık geçirmeyenler, tüm anladıklarını iddia edemezler.

Benim ki bütün âmalim sendedir , ey avâlimin vahdaniyeti , ey vahdaniyetlerin sultanı , beni bensiz bırak.

Kaderinin şoförü sensin. Emin ol. Onu dram istikametinde sürme. Biraz gül, yahu! Değmez vallahi bu dünya.

Haykır, niçin olursa olsun, haykır, etrafına daima birkaç kişi toplanacaktır; haykır, seni anlar gibi.

Ah, insanlar niçin her şeyi anlamıyorlar? Beş dakika on dakika yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini.

Eski ailelerin büyük bir kusurları vardı ; kapalı olmak , eski ailelerin büyük meziyetleri vardı ; gene kapalı.

Kaldırımların üstünde ne güzel bağırılır ve şarkı söylenir; kaldırımların üstünde ne güzel yıldızlara bakılır.

Bir pencere açtığını farzetti. En kalabalık cadde ona bomboş, en aydınlık meydan karanlık, en gürültülü yer.

Zaman yürümüyor, dakikalar korkunç bir sıkıntı içinde uzuyorlar, hatta dağılıyor, birikmiyor, toplanmıyor ve.

Başarmak için korku da umut kadar şarttırr.

Fakirlik ve hastalık dirilticidir: Korkutur ve iradeyi kırbaçlar, uyuklayan enerjileri ayaklandırır.

Dünyanın hiçbir Nüzhet’i yalan söylememelidir.

İnsanın en kolay aldatabildiği budala kendi kendisidir.

Her ihtiras gibi, aşk da insanı en büyük irtifadan en derin uçuruma atar. Bu yükseliş ve alçalıştaki baş dönmesinin adı aşktır.

Alelade incizapları, büyük aşklardan ayırmak lazım; her aldatıcı sevgiye aşk adını vermek bir israftır.

Anne şarkı söyler ve baba öksürür. Bir kulağını o şarkılara, öteki kulağını bu öksürüklere veren genç kız bedbahttır.

Tavşan gibi korkak uykular vardır. En küçük bir endişe ruhta çıt çıkarsa dört nala kaçarlar.

Allah’ın hikmetini bilmeyenler için her felaket abestir.

Hayattan aldığımız bir zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğim için hiç bir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyordum.

Her sistem, ölü bir kalıptır, statiktir, çünkü mantığımızın mahsulüdür.

Yaşamak, yaralamak ve yaralanmaktır; fakat, insanca..

Gece yarısı kaldırımların üstünde esen hürriyetin rüzgarıdır.

Hep öyle ne demek? İyi mi? Fena mı bilmiyoruz. İyi olmadık ki fena olup olmadığımızı bilelim.

Alakalarımızın yüz bin şekline isim bulamıyoruz ve ‘sevmek’ deyip çıkıyoruz. Onun için ne kadar suistimale uğruyor bu kelime.

Yarabbi dedim, al beni artık.Beni dağıt.Zerrelerimi şu çam dallarının üzerine şebnem gibi yağdır.Benim ruhumla şu.

Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğimiz için hiçbir şeyden yüzde yüz.

Bir roman ya yazılır, ya yaşanır. Ben sana hemen tutkun olduğumu hissettim, fakat yazmak için değil, yaşamak.

Ah, insanlar niçin her şeyi anlayamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini.

İki Şark Arasındaki Fark.

Her aşık ve her şair ebediyen şüphe edecektir,çünkü zeka için inanmak ölümdür.

İnsanlardaki yalnızlık korkusunun, bütün hayatı boyunca şuurlu ve ekseriya şuursuz olarak hissettikleri ölüm.

Her hazzın kedere ve her kederin hazza gidişi veya istekle veya isteksiz arasında gidiş geliş böyle bir iç.

En basit adamın hayatı bile, başka bir adam için namütenahi, karışık, içinden çıkılmaz bir esrar yığınıdır.

İşlek bir yolmuyuz biz gelen giden iz bırakır.

 

Not : Sizde sitemize katkıda bulunmak istiyosanız yorum ekle bölümünü kullanarak sizde güzel sözler yazabilirsinizz.

Etiketler:, , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir